Ana sayfa  Annelik  Elsanatları  Haberler  Magazin Dünya  Magazin Türkiye  Moda  Ressamlar  Seramik

Tiyatro Sinema  Yazılar  Yemekler  Send Twitter  Twitter'da biz  Facebook'da biz  Pinterest'de biz

 

 

Annelere tavsiyeler

Yazan: Banu Conker, GrafikSaati Kadınlar Kulübü

 

Ben tavsiye vermeyi pek sevmem, almayı da pek sevmem. Tavsiye veren kişi bana çok ‘ben’ci gelir. ‘Ben böyle yaptım, ben şöyle yaptım’ derken, ben de içimden ‘tamam, ama sen sensin, ben de benim’ derim. Dinler gibi yapar, sadece duyar, sonra kendi düşüncemin peşinden giderim.


Ama hayat insanı törpüler ya, ben de törpülendim tabii ki, bu konudaki törpülenmem anne olmamdan sonrasına rastlıyor.

amigdala ve beyin

Çocuğumu tanımak için kulaklarımı, gözlerimi dört değil, sekiz açtım.

amigdala ve beyin

amigdala ve beyin

Her annenin söylediğini, çocuklarıyla ilgili anılarını dinledim ve gerektiğinde kullanmak üzere beynime kaydettim. Benim bir tane çocuğum var, ama dünyada milyarlarca insan, bir o kadar da karakter var, her karakter kendi içinde biricik ve kendine özel. Benim çocuğum da kendine özel, ama tarih tekerrürden ibarettir diye başkalarının yaptığı hataları da tekrarlamaya gerek yok, değil mi? Ben de o yüzden herkesi dinleyerek yanlışların içindeki doğruları bulmayı seçtim. Dualite evreninde yaşıyoruz, bir şeyin yanlışı varsa doğrusu da var. Duyduğum beni rahatsız ediyorsa, beni ne rahatsız etmezdi ya da ne olursa rahat ederdim diye soruyorum kendime ve cevap geliyor.

amigdala ve beyin
Grafik Saati gençlik dergisi

Şimdi eğer kabul ederseniz sizinle bazı deneyimlerimi paylaşmak istiyorum, belki siz de kullanmak istersiniz. Deneyim denildiği gibi yenilmiş kazıkların bileşkesiyse, aslında bu kadar kazık yiyecek kadar zamanımız da yok, hayatı kolay yaşamak iyi gelecek.

amigdala ve beyin
Grafik Saati kadınlar klubü

1.) Duygularınızı ifade edin: Günümüzde çalışan annenin eve geldiğinde yorgun oluşu, çalan telefonlar, yapılması gereken yemekler, televizyon, bilgisayar… Hayatımızda o kadar çok uyarıcı, sinirlendirici, ayırıcı etken var ki sakinleşmek zaman alıyor. Eğer çocuğunuz dört yaşından büyükse, iş yerinde sinirlendiyseniz ve sinirinizi eve kadar atamayacağınızı düşünüyorsanız, onu önceden arayıp, ‘bugün işyerinde sinirlendim, bunun seninle ilgisi yok, eve geldiğimde de biraz sinirli olabilirim, senden anlayış bekliyorum’ deyin. İnanın, çocuğunuz sizinle işbirliği yapacak. Böyle yaptığınızda çocuğunuza duyguların var olduğunu, bu duyguları söylemenin ve ifade etmenin normal olduğunu öğretmiş olursunuz. Ayrıca kızgınlığınızın ondan kaynaklanmadığını bilmek çocuğu gereksiz suçluluk duygusundan kurtaracaktır. Bildiğiniz gibi küçük çocuklar aile çevresindeki her sorundan kendilerini sorumlu tutarlar. Anne ve babası ayrılmış çocukların, ‘onlar daha iyi bir çocuk olsalardı anne ve babaları ayrılmazdı’ gibi bir düşünce kalıbına sahip oldukları biliniyor. Ve tam eve girmeden önce derin bir nefes alıp verirken bütün sıkıntınızı kapıda bıraktığınızı, kapının arkasında bir hazine olduğunu ve bunu hak ettiğinizi düşünmek de sakinleşmek için anlık bir çözüm olabilir, bunu bir ritüel haline getirmek hayatı daha zevkli kılabilir, ne dersiniz?

2.) Çocuğunuzu dinleyin: Çocuklar dikkate alınmak ister. Dikkat çekmek için ellerinden gelen her şeyi yaparlar. Buna yaramazlık, ses çıkartmak, gürültü yapmak, hasta olmak da dahildir. Türkiye’deki genel çocuk yetiştirme kuralı, çocuğun hiçbir şeyden haberi olmadığını ve hiçbir şey bilmediğini düşünmektir; ama bu çok büyük bir yanılgıdır, çünkü çocukların algıları ve büyüklerin artık kapattıkları hisleri, sezgileri açıktır. En ufak bir hareketten onları dinleyip dinlemediğinizi anlarlar. Siz de çocuğunuzun sizin söylediklerinizi dinlemesini – davranış olarak ve konuşurken – istiyorsanız, onlara dikkatinizi vermek ve saygı duymak zorundasınız. Ne ekerseniz onu biçersiniz. Buğday ektiğinizde nasıl arpa biçmiyorsanız, çocuğunuzu dinlemediğinizde onun da ileride sizi dinlemesini beklemeyin.

3.) Çocuğunuzun oyunlarını izleyin: Çocuğunuz sizin aynanız. Nasıl banyonuzda fiziksel güzelliğiniz için aynaya bakıp saçınızı tarıyorsunuz, ruhsal ve zihinsel güzelliğiniz için de çocuğunuza bakın. Ben çocuğuma küçükken hiç emir vermedim desem yeridir. ‘Bana şunu getir, onu kaldır’ demek yerine ‘şunu getirirsen sevinirim’ gibi ifadeleri tercih ettim hep. Ve bir gün ne oldu dersiniz? Kızım bana dönüp, ‘anne bana şunu verirsen sevinirim’ dedi. Yaşadığım şoku anlatamam, çünkü hiç beklemiyordum. İşte o gün, size anlattıklarımı anladığım gün oldu.

4.) Çocuğunuzun sınırlarına saygı gösterin: Şimdi sadece kendinizi düşünün lütfen. Sizinle tanışıyoruz. Ben evinize geliyorum, size haber vermeden yatak odanıza giriyorum, beni görüyorsunuz. Hafif bir şaşkınlık içindesiniz, ne olduğunu anlamaya çalışıyorsunuz. Sonra dolaplarınızı karıştırmaya başlıyorum ve beğendiğim bir tişörtü giyiyorum ve o tişört sizin de en sevdiğiniz tişört. Şimdi bedeninizi ufaltın, kendinize bir yaş seçin, mümkünse çocuğunuzun yaşı olsun. Evde misafirler var, misafirlerin de çocukları var, sizinle yaşıt. Oyun kuruyorsunuz, ama en sevdiğiniz oyuncağı paylaşmak istemiyorsunuz. Misafir çocuklardan biri ağlıyor ve o oyuncağı istiyor. Siz vermemekte direndikçe daha çok ağlıyor ve anneleriniz olaya el koyuyor. Anneniz geliyor, ‘aman zaten o gidince sen oynayacaksın!’ diyerek elinizden oyuncağı alıp diğer çocuğa veriyor. Ne hissedersiniz? ‘Aman canım, normal bir şey bu’ diyorsanız, kendinizi ve annenizin eğitimini bir daha sorgulayın derim. Ben sınır ihlalinden dolayı acı hissederim, değersizlik hissederim, yok sayıldığımı hissederim. Çocuğum benim en değerlim olduğuna göre bunları ona nasıl yaşatabilirim ki? Verdiğim örnek tabii ki zor bir durum, oyuncağı paylaşmak istememek normal bir şey, karşıdaki çocuğun istemesi de normal bir şey, oyuncağı vermezseniz diğer annenin sinirlenmesi de –o da sınırlardan ve ihlallerinden habersizse – normal bir şey. Bu durumları yaşamamak için kızım küçükken, eve misafir çocuklar gelmeden önce ona durumu anlatırdım. Paylaşmak istemediği bir oyuncağı varsa kaldırmamızı, sonra çıkarmamızı, eğer kesinlikle odada kalmasını istiyorsa da paylaşmak zorunda kalabileceğini anlatırdım. Ya kaldırırdık, ya kaldırmazdık, ama sınır ihlalini de yaşamazdık. Bunun gibi çocuğunuzun sınırlarını bilin, neye hassas olduğunu fark edin ve kendi çözümünüzü yaratın. Hayat böyle daha kolay.

5.) Kendinizi çocuğunuzun yerine koyun: Bazı anneler beni gerer. Kendine gösterdiği anlayışı çocuklarına gösteremeyen anneleri hiç anlamıyorum. Konu yine misafirlik, ev gezmeleri olsun. Oturmaya gidilir, çocuklar birbirine ısınana kadar zaten bir süre geçer, sonra oyun kurulur, çocuklar birbirlerini test ederler ve ses çıkarmadan oynamaya başlarlar. Kısa bir süre sonra anne, haydi gidiyoruz, der ve çocuğu oyundan alır. Ama aynı anne ayakkabılar giyildikten sonra diğer çocuklar hala içeride oyun oynarken, ev sahibi ile hiç bitmeyen ve uzadıkça uzayan kapı önü sohbeti yapar. Aynı şey oyun parklarında oynayan çocuklar için de geçerlidir. Ne tatlı gelir orada oynamak çocuğa ve bir anda koparılır, çekiştirilir. Benim bulduğum çözüm şu olmuştu: Kalkmaya yakın kızımın yanına gidip birazdan kalkacağımızı, yavaş yavaş oyunu bitirmelerini söylüyordum. Sonra gidip biraz daha oturuyordum, sonra bir daha ve sonra bir daha…En son ‘haydi kızım, gidiyoruz’ dediğimde kızımın yanına gitmeme bile gerek kalmıyordu. Oyun parklarında da bunu uygulamak çok kolay. Salıncağa mı bindirdiniz? ‘Şimdi 20’ye kadar sayıyorum, 20 dediğimde ineceksin’ dediğinizde ve tabii ki yavaş yavaş saydığınızda, 20’ye yaklaşırken az kaldı, biraz sonra iniyorsun gibi hatırlatmalar yaptığınızda çocuğunuzun sizi hiç üzmeyeceğine garanti verebilirim, ama bunu şimdiye kadar hiç yapmadıysanız önce alışmasını ve size güvenmesini bekleyin.

Ergenlik dendiği zaman aklınıza sıkıntılı zamanlar, korkulu anlar geliyorsa bu tarz yöntemlerle ergenliği çoooook rahat geçirebilirsiniz, bu da garanti. J Aklıma geldikçe deneyimlerimi sizinle paylaşmaya devam edeceğim. Umarım yararlı olur. Siz ne düşünüyorsunuz?

Yazan: Banu Conker
http://bitutamtuz.com/

Editör: Belgin Invictus
Mail: belgininvictus1968[at]gmail.com

Copyright: Her hakkı saklıdır
Creative Commons Lisansı

Annelere tavsiyeler by grafiksaati.org is licensed under a Creative Commons Attribution-Gayriticari-NoDerivs 3.0 Unported License.
Linkteki çalışma baz alınarak yapılmıştır http://haberler.grafiksaati.org/26.html.
Bu lisansın kapsamı dışındaki izinler http://kadinlarklubu.grafiksaati.org adresinde mevcut olabilir.

  Tags: Annelik, annelik duygusu, annelik sanatı, annelik nedir, annelik ve bebek bakımı, çocuk eğitimi, anne çocuğa nasıl davranmalı, anne olmak, çocuk gelişimi, çocuk hakları, anne ile ilgili yazılar
Copyright: Her hakkı saklıdır  | grafiksaati.com[at]gmail.com  |  gizlilik politikası